Biorezonans
Kanser, biz insanların en çok korktuğu hastalık. Yaşam o kadar değerli ki, sağlığımızı kaybetmek gibi tehlikeyle karşılaşınca veya gerçekten kaybedince anlıyoruz. İş işten geçiyor mu peki ? Hayır. Nefes aldığımız müddetçe umudumuzu yitirmemek gibi özelliğimiz var.
Hem tıp dünyası bizim yanımızda. Kanser gibi bir hastalıktan nice kurtulmuş insan var, ben neden kurtulamayayım. Dört elle, her türlü çareye sarılırız. Bazen faydalı olur tedaviler, bazen de geç kalınmıştır. Rutin kontrollerini aksatmadan check up ve benzeri yaptıran insanların kanserle ilk evrelerinde karşılaşmalarının, onların hayatının kurtulmasına büyük olanak tanıdığını söylemek isteriz. Tedavi başlangıç süresinden itibaren de kanserin her aşamasında, sizin en büyük desteğiniz ve sağlığınıza kavuşmanızı sağlayacak biorezonans tedavi yöntemini aksatmayın diyoruz.
Biorezonans terapi yöntemi, yaklaşık 10 yıl önce Almanya'da defalarca denenmiş ve kanıtlanmış bir tedavi. Türkiye'de ise yeni yeni ilgi duyulan bir konu. Biorezonans terapisi gören kanser hastaları kemoterapinin yan etkilerini en az şekilde hissediyor. Radyoterapinin olumsuz etkilerini azaltırak, sağlıklı hücreleri rahatlatıyor. Kanserli hastasının psikolojisine de iyi gelen biorezonans terapi, moralle hayata bağlılığı da güçleniyor. Hastalık hangi aşamada olursa olsun, terapide ağrı yok, acı yok. Kanser tedavisinde başarı şansını yükselten doğal bir terapi var.
Biorezonans kanser terapisi, vücuda
elektrotlar aracılığı ile bağlanan bir
cihazla gerçekleştirilir. Hasta hücre frekansları biorezonans cihazına
iletilir, sonrasında da manyetik minderlerle dengelenmiş frekans, vücuda geri
verilir. Seans süresi yaklaşık 1,5 saat.
Kanserin seyrine göre terapi devam ettiriliyor. Tedavi bittikten sonra
da 2, 3 ay kontroller devam edilerek hasta takibe alınıyor. Doğal bir tıp metodu olan biorezonans terapi
sırasında hasta koltuğunda konforlu bir şekilde oturuyor ve televizyon izliyor,
kitap okuyor.